PHOTO-2026-06-09-17-03-22 (14)

Yaklaşık otuz yıldır Anadolu’nun farklı bölgelerinde Alevi-Bektaşi inanç geleneğinin yaşatılması için çalışmalar yürüten Vakıf Başkanı Ali Coşkun’un öncülüğünde gerçekleştirilen buluşmada, ocak sisteminin geleceği, kültürel mirasın korunması ve genç kuşaklara aktarılması gereken değerler ele alındı.

 

 

 

Hubyar Ocağı’na bağlı bir dede olan Ali Coşkun, uzun yıllardır sürdürdüğü saha çalışmaları kapsamında Türkiye’nin dört bir yanındaki ocak mensupları, dedeler ve kanaat önderleriyle temaslarını sürdürüyor. Son on yıldır bu çalışmaları Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı çatısı altında kurumsal bir yapıya dönüştüren Coşkun, düzenlediği toplantılarla farklı bölgelerdeki inanç önderlerini ortak platformlarda buluşturmaya devam ediyor.

 

 

Bergama’daki toplantıda özellikle Tahtacı ve Çepni Türkmenlerinin kültürel mirası, Alevi-Bektaşi geleneğinin günümüzde karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve kurumlar arası dayanışmanın güçlendirilmesi konuları öne çıktı.

 

 

 

Katılımcılar, Anadolu’nun ortak kültürel hafızasının korunmasına yönelik çalışmaların artırılması gerektiğine dikkat çekerken, benzer buluşmaların önümüzdeki süreçte Türkiye’nin farklı bölgelerinde de devam edeceği ifade edildi.

 

 

Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı, son yıllarda gerçekleştirdiği toplantılar, sempozyumlar ve kültürel programlarla Alevi-Bektaşi inanç mirasının kayıt altına alınması ve gelecek nesillere aktarılması yönündeki çalışmalarını sürdürüyor.

 

 

Vakıf Başkanı Ali Coşkun'un konuşmasından öne çıkan başlıklar şöyle:

 

"Kültürünü kaybeden toplum hafızasını, hafızasını kaybeden toplum ise geleceğini kaybeder.

Alevi-Bektaşi öğretisi insanı merkeze alan bir yaşam anlayışıdır. Ocak sistemi yalnızca dini bir yapı değil, aynı zamanda toplumsal dayanışmayı, ahlakı ve kültürel sürekliliği sağlayan önemli bir kurumdur.

Tahtacı Türkmenleri Horasan’dan Anadolu’ya uzanan yolculuklarında yalnızca kendilerini değil; kültürlerini, inançlarını ve yaşam biçimlerini de taşımışlardır.

Anadolu’nun farklı bölgelerinde yaşayan ocak mensupları ve inanç önderleri aynı manevi kaynaktan beslenmektedir. Birlik ve dayanışmanın güçlendirilmesi bugün her zamankinden daha önemlidir.

 

Bizler geçmişimizi sadece anmak için değil, geleceğe taşımak için buradayız. Çocuklarımıza yalnızca isim bırakmak yeterli değildir. Onlara bir ahlak, bir duruş, bir kültür ve bir aidiyet bırakmak zorundayız.

Alevilik ve Bektaşilik yalnızca belirli bir kesimin değil, Anadolu’nun ortak kültürel değerlerinden biridir."