Aydın’ın Germencik ilçesinde bu yıl 5’incisi düzenlenen Geleneksel Kızılcapınar Bahar Şenliği, yoğun katılımla gerçekleştirildi. Germencik Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen etkinlikte; halk oyunları gösterileri, yöresel kültürel etkinlikler ile Tahtacı Türkmen kültürüne ait birçok unsur vatandaşlarla buluşturuldu. Şenliğe Türkmen Alevi Ocakları Birliği Kültür Eğitim ve Sağlık Vakfı Genel Başkanı Ali Coşkun, Germencik Belediye Başkanı Altan Akaroğlu, sivil toplum kuruluşları, dernek yöneticileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gün boyu devam eden etkinliklerde birlik, dayanışma ve kültürel hafıza vurgusu öne çıktı. Şenlik alanını gezen Ali Coşkun, canlarla sohbet ederek kültürel birlikteliğin önemine dikkat çekti.
Şenlik kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerde vatandaşlar müzik dinletileri, kültürel gösteriler ve geleneksel buluşmalar eşliğinde bir araya gelirken, alanda birlik ve muhabbet atmosferi hâkim oldu.

Şenlikte konuşan Vakıf Ali Coşkun, “Bugün burada yalnızca bir şenlik değil, yüzyıllardır yaşayan bir kültürün hafızasını görüyoruz. Tahtacı Türkmen kültürü; emeğin, paylaşmanın ve doğayla kurulan kadim bağın önemli bir parçasıdır. Bu değerlerin yaşatılması gelecek kuşaklar açısından büyük önem taşıyor.” dedi.
Alevi-Bektaşi kültürünün Anadolu’nun manevi mayalarından biri olduğunu ifade eden Coşkun konuşmasında şunları kaydeti:
13. yüzyıl Anadolu’suna baktığımızda; savaşların, işgallerin, isyanların ve büyük kırılmaların yaşandığı karanlık bir dönem görürüz. Anadolu yalnızca siyasi olarak değil, manevi olarak da büyük bir çözülmenin içerisindeydi. Tam da böyle bir dönemde Horasan’dan Anadolu’ya bir irfan kapısı açıldı. Çünkü dağılan gönülleri yeniden ayağa kaldıracak olan şey yalnız güç değildi; hikmetti, irfandı, Ehl-i Beyt sevgisiydi. İşte o dönemde Hoca Ahmed Yesevi dergâhından Anadolu’ya gönderilen Hünkâr Hacı Bektaş Veli ve Horasan erenleri, Anadolu’nun manevi mayasını yeniden yoğurdu. Alevi-Bektaşi geleneğinde anlatılan o menkıbe çok derin bir hakikati taşır. Dergahtaki karakazanın altından alınan yanık odunun Anadolu’ya fırlatılması ve o odunun Hacıbektaş dergâhında yeşererek dut ağacına dönüşmesi…
Bu anlatı bize şunu söyler canlar:
.jpg)
Horasan’dan Anadolu’ya yalnız insanlar gelmedi.
Bir yol geldi.
Bir erkân geldi.
Bir ahlak geldi.
Muhammed-Ali sevgisi geldi.
Ehl-i Beyt aşkı geldi.
Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin kendisini anlatırken söylediği sözler de bunun açık ifadesidir:
“Aslım Muhammed soyundan… Meşrebim Muhammed Ali’dendir.”
İşte Alevilik dediğimiz hakikat tam da budur.
Bir soy iddiasından önce bir ahlak meselesidir.
Çünkü bizim yolumuzda önemli olan kandan önce candır.
Hazreti Ali’nin şu sözü de bu yolun özüdür:
“Her insan ya dinde kardeşindir ya da yaratılışta eşindir.”
İşte Alevi irfanı insanı tam da böyle görür.
İnsanı ayırmadan, ötekileştirmeden, Hakk’ın yarattığı bir can olarak…
Ocak sistemi de bu yolun taşıyıcı direğidir.
Ocaklar “el ele, el Hakk’a” anlayışıyla birbirine bağlıdır.
Bu yalnızca bir inanç organizasyonu değildir.
Bu, yüzyılların birbirine bıraktığı bir emanet zinciridir.
Bugün Balkanlar’dan Anadolu’ya, Batı Trakya’dan Ege’deki Tahtacı Türkmen Alevilerine kadar uzanan büyük bir Alevi-Bektaşi kültüründen söz ediyoruz.
Bu yol bazen bir nefeste yaşadı, bazen bir deyişte, bazen bir sazın telinde, bazen de dara duran bir canın sessizliğinde…
Tahtacı Türkmen Alevilerinin bağlı olduğu Yanyatırlı ve Hacı Emirli ocakları da bu büyük irfan geleneğinin yaşayan hafızalarıdır.
Çünkü bizim inancımız kitaplarda duran değil; yaşayan bir inançtır.
Canlar;
Alevilik bugünü terbiye eden, geleceği mayalayan bir vicdan öğretisidir.
Ve unutmayın…
Bir toplum vicdanını kaybettiğinde çözülür!
Bizim yolumuzun özü şudur:
Hakikati büyütürken insanı küçültmemek…
Çünkü gerçek irfan;
kendisi için değil, insanlık için yanabilmektir."
Program sonunda Ali Coşkun, organizasyona katkı sunan Germencik Belediye Başkanı Altan Akaroğlu’na, Ege Tahtacı Kültür Eğitim Kalkınma ve Yardımlaşma Derneği Kızılcapınar Şubesi’ne ve emeği geçen tüm katılımcılara teşekkür etti.
.jpg)